İçeriğe geç

Bütüncül Yaklaşım Nedir sosyal hizmet ?

Bütüncül Yaklaşım Nedir Sosyal Hizmet?

Bazen, toplumsal yaşamın karmaşık yapıları içinde bir noktada sıkışıp kalmış hissediyoruz. Dünyada milyonlarca insan, farklı toplumlarda varlıklarını sürdürüyor ve her birimizin yaşam deneyimi, duygusal, kültürel ve sosyal bağlamlarda şekilleniyor. Bireysel sorunlarımız, bazen sadece kişisel sıkıntılar olmaktan çıkarak, toplumsal yapılarla, sınıflarla, güç ilişkileriyle ve kültürel normlarla derin bağlar kurabiliyor. Sosyal hizmetin temel amacı da, bu karmaşık yapıları anlamak, bireylere destek sağlarken toplumun adaletli bir şekilde yeniden şekillenmesine katkıda bulunmaktır. Ancak, bu amaç yalnızca yüzeydeki sorunları çözmekle sınırlı değildir. Burada önemli olan, tüm bu etkileşimleri göz önünde bulundurarak, toplumsal yapının bireyler üzerindeki etkisini anlamaktır. İşte tam da bu noktada, sosyal hizmetin bir parçası olan bütüncül yaklaşım devreye girer.

Bütüncül Yaklaşımın Tanımı

Bütüncül yaklaşım, sosyal hizmetin bir yöntem olarak, bireyleri yalnızca kendi yaşadıkları fiziksel, psikolojik ya da ekonomik sorunlar üzerinden değil, aynı zamanda toplumsal yapıları, normları ve kültürel bağlamları göz önünde bulundurarak ele alır. Bu yaklaşım, bireyleri daha geniş bir çerçevede değerlendirir, onların sorunlarını yalnızca kişisel bir düzeyde değil, toplumsal bağlamda da ele alır.

Sosyal hizmet uzmanları, bireyin yaşadığı zorlukları anlamaya çalışırken, bireyin aile yapısı, çevresi, toplum içindeki yeri ve kültürel değerleri gibi birçok faktörü göz önünde bulundururlar. Bu bütünsel bakış açısı, yalnızca bireysel düzeyde değil, aynı zamanda toplumsal düzeyde de sorunların kaynağını analiz etmeyi amaçlar. Sosyal hizmet, bu yaklaşım sayesinde sadece bireylerin hayatlarını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda toplumda adaletin sağlanmasına da katkıda bulunur.

Toplumsal Normlar ve Bütüncül Yaklaşım

Bütüncül yaklaşımın önemli bir bileşeni de toplumsal normların bireylerin hayatına etkisidir. Toplumsal normlar, toplumun kabul ettiği, bireylerin davranışlarını yönlendiren değerler ve kurallardır. Bu normlar, kültürel pratikler, din, aile yapısı, eğitim düzeyi ve ekonomik koşullarla şekillenir. Toplumda kabul edilen doğru ve yanlış kavramları, bireylerin yaşamını doğrudan etkiler.

Örneğin, bazı kültürlerde kadınların toplumda daha geri planda kalmaları beklenirken, diğerlerinde kadınlar daha aktif bir şekilde toplumda yer alır. Bu farklılıklar, bireylerin yaşadıkları toplumla olan ilişkisini etkiler. Bir kadın, yaşadığı toplumun normları doğrultusunda kendi haklarını savunmakta zorlanabilir ya da tam tersi, toplumda kadınların güçlü birer lider olabileceği bir ortamda daha fazla fırsata sahip olabilir.

Bütüncül yaklaşım, bu toplumsal normları sorgular ve bireylerin bu normlar doğrultusunda yaşamlarını nasıl şekillendirdiklerini anlamaya çalışır. Toplumun toplumsal normlarına karşı duyarsızlaşmış bireylerin yaşadığı zorlukları anlamak, toplumsal değişimi gerçekleştirmek adına oldukça önemlidir.

Cinsiyet Rolleri ve Güç İlişkileri

Cinsiyet rolleri, toplumların belirlediği erkeklik ve kadınlık kavramları etrafında şekillenen sosyal roller ve beklentilerdir. Toplumlar, erkeklerin ve kadınların nasıl davranması gerektiği konusunda belli bir düzen oluştururlar. Ancak, bu roller zaman zaman bireylerin hayatlarını sınırlayan, onları baskı altına alan yapılar haline gelebilir.

Birçok araştırma, cinsiyetin sosyal hizmette önemli bir rol oynadığını ve bu farkların, sosyal hizmet uygulamalarını şekillendirdiğini göstermektedir. Kadınların genellikle duygusal, bakım veren ve özverili olmaları beklenirken, erkeklerden fiziksel güç ve başarı beklenir. Bu cinsiyet rollerine dayalı normlar, bireylerin toplumsal yapı ile etkileşimini derinden etkiler. Özellikle sosyal hizmet uzmanları, bu tür toplumsal cinsiyet normlarına dikkat ederek, bireylere destek sağlamaya çalışır.

Bunun bir örneği, bir kadının, şiddet gördüğü bir ortamdan kurtulmak için sosyal hizmet uzmanlarına başvurmasıdır. Bu kadın, cinsiyetine dayalı toplumun ona yüklediği rol ve beklentiler nedeniyle, şiddet gördüğü ortamdan ayrılmakta zorlanabilir. Ancak, bütüncül bir yaklaşım, sadece bireyin yaşadığı şiddetle ilgilenmekle kalmaz, aynı zamanda cinsiyetine dayalı normların ve bu normların gücünü pekiştiren toplumsal yapıların da ele alınmasını sağlar.

Güç ilişkileri, toplumsal yapının en belirleyici öğelerinden biridir. Bütüncül yaklaşım, güç ilişkilerinin nasıl işlediğini ve bu ilişkilerin bireyler üzerinde nasıl bir etki yarattığını inceler. Güç, yalnızca fiziksel kuvvetle değil, bilgi, toplumdaki statü, ekonomik imkanlar ve diğer kaynaklarla da ilişkilidir. Sosyal hizmet, bu güç ilişkilerini anlamak ve adaleti sağlamak adına kritik bir rol oynar.

Bütüncül Yaklaşımın Toplumsal Adalet ve Eşitsizlikle İlişkisi

Toplumsal adalet, sosyal hizmetin en önemli kavramlarından biridir. Bütüncül yaklaşım, sadece bireyin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmakla kalmaz, aynı zamanda toplumun genel yapısını sorgular ve adaletin nasıl sağlanabileceği üzerine de düşünür. Adalet, yalnızca bireysel düzeyde sağlanamaz. Toplumsal eşitsizlikler, adaletin sağlanmasında büyük bir engel teşkil eder. Eşitsizlik, farklı gruplar arasında, cinsiyet, ırk, sınıf ve diğer toplumsal faktörlere dayalı olarak ortaya çıkar.

Sosyal hizmet uzmanları, bu eşitsizlikleri göz önünde bulundurarak, toplumsal yapıları değiştirmeyi ve her bireye eşit fırsatlar sunmayı amaçlar. Bütüncül yaklaşım, bireyi anlamanın ötesine geçerek, daha geniş bir toplumsal çerçeve sunar. Bu çerçeve, toplumsal adaletin sağlanması için gerekli adımların atılmasını sağlar.

Örnek Olay ve Güncel Akademik Tartışmalar

Bir örnek olay üzerinden, bütüncül yaklaşımın nasıl işlediğini daha iyi anlayabiliriz. 2020 yılında yapılan bir saha araştırmasında, işsizlik nedeniyle yardıma başvuran bir kişinin durumu ele alınmıştır. Araştırma, kişinin yaşadığı ekonomik zorlukların, ailevi sorunları, cinsiyet rolü baskıları ve toplumsal sınıfın etkisiyle iç içe geçmiş olduğunu göstermiştir. Bütüncül bir yaklaşım, yalnızca kişinin işsizlik sorununu değil, onun yaşadığı tüm toplumsal yapıları ve bu yapılar arasındaki etkileşimi analiz etmiştir.

Günümüzde, sosyal hizmetteki akademik tartışmalar, toplumsal normların, kültürel bağlamların ve güç ilişkilerinin önemine vurgu yapmaktadır. Birçok uzman, bireyleri sadece kişisel düzeyde değerlendirmemek gerektiğini ve toplumdaki geniş yapısal eşitsizlikleri anlamanın önemini savunmaktadır.

Sonuç

Bütüncül yaklaşım, toplumsal adaletin sağlanmasında ve eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasında önemli bir rol oynar. Toplumların bireyler üzerindeki etkisini anlamak, bu yapıları dönüştürmek için kritik bir adımdır. Sosyal hizmet uzmanları, toplumsal normları, cinsiyet rollerini, güç ilişkilerini ve eşitsizlikleri göz önünde bulundurarak, toplumsal yapıyı değiştirmeyi hedefler.

Bu yazı, toplumsal yapıları ve bireysel yaşamları daha derinlemesine anlamamıza katkı sağlarken, siz de toplumsal yapınız ve normlarınız üzerine düşünmeye davet ediyorum. Sizin yaşadığınız toplumda hangi normlar var? Toplumsal cinsiyetin ve sınıfın hayatınızdaki etkilerini nasıl gözlemliyorsunuz? Bu tür sorular, toplumdaki bireylerle kurduğumuz ilişkilerdeki derinliği anlamamıza yardımcı olabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet yeni giriş adresi